Görünür müyüm ki?


Askıdaki çamur rengi kapüşonlusunu alıp evdekilere bir şey söyleme ihtiyacı hissetmeden çıktı kapıdan. Çamurlu botlarını hızlıca giyip bağcıklarını özensizce botların kenarlarına sıkıştırdı. İçi neredeyse boş olan okul çantasını yere bırakıp kapüşonlusunu giydikten sonra alıp tek omzuna astı. Merdivenleri ikişer ikişer indi. Sokağa çıktığında gece yağmur yağdığını fark etti. Yerler ıslaktı. İlerlerken özellikle su birikintilerinin içine basıyordu. Ayakkabıları su almaya başlamıştı ama umurunda bile değildi. Yol üzerinde önüne çıkan küçük bir taşa hızla vurdu. Taş ilerleyip saçma bir şekilde yolun ortasında duran kanalizasyon kapağındaki bir delikten içeri girdi. Bunu görünce yüzünde bir zafer gülümsemesi oluştu ve final maçının son saniyesinde maçın kaderini değiştirmiş bir gol atmışçasına sevindi. Ellerini havaya kaldırıp kendi etrafında dönerek güya kendisine tezahürat yapan insanlara selam verdi. Sokakta, çöp konteynırından yeni çıkan alacalı kedi dışında kimse yoktu. Ellerini ceplerine sokup yürümeye devam etti.

Okula vardığında kendisi gibi birçok öğrencinin de yeni geldiğini gördü. Şaşırdı, geç kalmamıştı. 

Sınıfının olduğu koridorda yürürken kimse ona selam vermedi. Hâlbuki şimdi şuradan sınıf başkanı olan o çocuk geçmeye görsün orada bulunan herkes ona günaydın derdi. 

Somurtarak sınıfa girip yine en arkalarda bir yere oturdu. Öğrenci zili çaldığında sınıf dolmaya başladı. Sınıf başkan yardımcısı olan şu gıcık kuralcı kız çoktan tebeşiri eline almış, tahtaya isimler yazıp çarpılar atmaya başlamıştı. 

Öğretmen gülümseyerek sınıfa girdi. Şöyle bir sınıfa göz gezdirdikten sonra bir kızın niye gelmediğini sordu. Öğretmen söyleyince o da sınıfa bir göz attı. Şu sarışın, herkesin güzel dediği kızdı gelmeyen. Ben gelmesem diye düşündü, ben gelmesem kimse fark etmezdi bile. Haklıydı. O gelmediğinde yalnızca sınıf mevcudu bir sayı eksiliyordu ve yoklama defterine yazılıyordu. Yalnızca yoklama alınırken çıkan o silik “burada” sesi duyulmuyordu.


Öğretmen ödevleri kontrol etmek için sıraları dolaşmaya başladığında çantasından kırışmış bir kâğıt çıkarıp sırasının üzerine koydu. Kâğıtta yalnızca “Hiç de eğlenceli bir şey değil.” yazıyordu. Geçen ders hatırından geçti. Öğretmen hepsinden görünmez olduklarını hayal etmelerini istemişti. Kendisi hariç herkes heyecanlanmıştı. Ne muhteşem olurdu, ne isterlerse yapabilirlerdi falan filan… Şimdi de hepsi hevesle doldurdukları kâğıtları gösteriyorlardı öğretmene. Geçen ders öğretmenin tahtaya yazdığı konuyu okudu tekrardan. “Görünmez olsaydım?”. Kendi kendine mırıldandı: “Görünür müyüm ki?..”

Yorumlar

Popüler Yayınlar