Yük; kalp

<< Yük


Çember şeklinde oturmuş toplulukta gezdiriyor gözlerini tedirgince. Gözleri iri iri, parlıyor. İçindeki renkli desenlerin nerden geldiğini bir türlü anlayamadığımız bilyeler gibi, büyülü. Gözleri biraz daha dolanıyor etrafta, şıkır şıkır.

"Göğüs kafesim" diyor. "Acıyor, çok." Çim adam atılıyor heyecanla.

"Acımıyordur, ağrıyordur, ağrıyordur."

Kafasında bir yeşil tırtıl. Olmayan bir dut yaprağını kemiriyor, kıtır kıtır, kıtır kıtır.
Ağzı kırmızı boyalı biri kahkaha atıyor, hahaha, hohoho. Saçları kıvırcık, renkli, palyaço?

"Ne zorluyor? Ne zorluyor ki göğüs kafesini, kırılacak?"

Bilyemsi gözlü ona döndürüyor gözlerini, şıkır şıkır. Palyaço kahkaha atıyor, hahaha, hohoho. Gülüşüne katılayım diyorum, gülüşü yok, kahkaha atıyor, hahaha, hohoho.

"Bilmiyorum" diyor, "nereden bileyim?"

"Ben biliyorum" diyorum. Herkes bana bakıyor. "Kalbin zorluyor olsa gerek. "Kimse bana bakmıyor, kimse bir şey demiyor.

"Ben" diyor bu defa biri. Kafasında huni var. Üzülüyorum onun için. Altı delik değil diye huninin.

"Biliyorum ben, kalbin yüzünden." Kafasını sallıyor, huyu değildir, aşağı yukarı, aşağı yukarı. Herkes sallıyor kafasını, aşağı yukarı, aşağı yukarı. Düşünüyorum. Benim neyim eksik ondan diye. Huni, süzgeç falan filan. Kafama takmam gereken. Fark ediyorum, kafam yok benim. Kafamı attım ki, sallayamıyorum, aşağı yukarı, aşağı yukarı. Üzülmüyorum.

Kutunun içinden bir ses geliyor, yankı yapıyor.

"Atmalı" atmalı, atmalı... Buzdolabı kutusu kadar büyük, iyi halli bir kutu. Kafasını çıkarıyor içindeki, uzun sürüyor, tırmanıyor belli. Daha bir göğe kaymış gözleri, anlıyorum tabii.

"At" diyor. Sesi yankı yapıyor tekrardan. At, at, at... Yankılar farklı farklı. Biri tok, biri tiz, biri ince, biri kalın. Başını sallıyor, huyudur, aşağı yukarı, aşağı yukarı.

"Atmalı öylesi kalbi" atmalı öylesi kalbi, atmalı öylesi kalbi... Hâlâ sallıyor başını, aşağı yukarı, aşağı yukarı. Herkes sallıyor başını, aşağı yukarı, aşağı yukarı. Ben sallamıyorum başımı, aşağı yukarı, aşağı yukarı.
Kalkıyor herkes oturduğu, çömeldiği, uzandığı, kıvrıldığı ya da amuda kalktığı yerden. Dört bir yana dağılıyorlar. Sağa sola, sağa sola. Bilyemsi gözlü kalkıyor yerinden herkes gibi, gidiyor, dört bir yana, sağa sola. Önüne çıkan ilk çöp konteynırına atıyor kalbini. Rahatlıyor belli, göğüs kafesi artık güvende. Büyülü bilyemsi gözleri düşüyor ardından, şıkır şıkır. Yerlerini kötü kokulu kauçuktan iki zıp zıp top alıyor. Etrafına bakınıyor, gözleri alacalı bulacalı, kötü kokulu kauçuktan, zıp zıp, zıp zıp.

Yorumlar

  1. Merhaba sevgili incibeyaz yazar! Yük, bana hitap ediyor fazlasıyla. Bu aralar yüreğim çok ağır geliyor bana inan taşımak zor. E birde etrafta çok az yüreğini taşıyabilen insan olunca, atmamak epey zor oluyor. Fakat ben bilyemsi gözlerime veda etmek istemiyorum. Vedaları da sevmem zaten hiç. Bence sana da kauçuk kötü kokulu zıp zıp gözler hiç gitmez. İncibeyaz yüreğini atmaya kıyamazsın, ne kadar ağır gelirse gelsin, öyle değil mi? Vakit buldukça yazılarını okumaya çalışıyorum, ödül kazanmış gibi bir his kaplıyor içimi. Kendine iyi bak ve incibeyaz sayfaları, incibeyaz kelimelerle süslemeye devam et!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar