home as always actually
23 Mart 2020, ev.
En son hava almak için ayın on yedisinde dışarı çıkmışım. Doğrusu baharı kaçırıyor olmak bi hayli moral bozucu. Yapacak bir şey yok tabii.
En son hava almak için ayın on yedisinde dışarı çıkmışım. Doğrusu baharı kaçırıyor olmak bi hayli moral bozucu. Yapacak bir şey yok tabii.
(photo by Neval)
(on yedi mart iki bin yirmi, gözlem ağacı)
Bu korona virüsü olayı hakkında pek endişeli değilim. Herhangi bir zulüm söz konusu olmaması ve tüm dünyanın aynı anda etkileniyor oluşundan dolayı çok adil bir durum olduğunu düşünüyorum. Tedbirsizliklere karşı öfke duyulabilir ama görünüşe bakılırsa yeteri kadar önlem alınıyor gibi. Elbette insanların ölmesi üzücü ama insanlar zaten ölüyor. Ve ölecek. Ölmemeye çalışmak ve evde kalmak birçok kişinin elinde. Bir zahmet evde kalın. Aslında bu konuda söylenecek çok daha fazlası var belki ama. Akıl sahipleri düşünüp öğüt almalı.
Son iki günde üç film izledim. Hepsi de güzeldi ama biri cidden farklıydı. Trt2'de yayınlanan ve bittikten hemen sonra iki işin ehli tarafından yorumlanan Old Men Never Die (Ölümsüzler Köyü). Ölüm ve yaşamı, daha çok ölümü merkeze alan bir İran kara komedisi. İronik, tuhaf, anlamlı bir sürü sahneye sahipti. Biz babamla bayağı güldük ama annem neden güldüğümüze pek anlam veremedi ve filmi hüzünle izledi. Bu da kara komedi olmasından kaynaklanıyor sanırım. Filmdeki görsellik o kadar özenilmişti ki tüm sahneler harika birer fotoğraf niteliğindeydi. Doğrusu final sahnesi beni inanılmaz tatmin etti. Böyle olmalıydı, başka türlüsü olamazdı. Kesinlikle tavsiye ederim. Devamındaki film arkası kısmını da izlerseniz şu benim yapmaya çalıştığım beceriksiz yorumların yerine profesyonel iki zihnin yorumlarına ulaşmış olacaksınız. Ben onları dinlerken de son derece zevk aldım. Hatta hayranlık duydum.
Hemen yakınımızdaki binanın terasıyla bizim kat aynı hizada. Yan binanın terasında bir genç yıllardır, buraya taşındıklarından beri, güvercin besliyor. Kümes falan yaptırdı terasa. Havalar münasip oldu mu salıyor güvercinlerini. Kendi aramızda ondan bahsederken bir şekilde adını Ali koymuştuk çocuğun. "Kuşçu Ali güvercinlerini çıkardı yine." Gerçek adının ne olduğunu öğrenmek benim olmayan Çankırı'dan taşınmadan önce yapılacaklar listemde, Neval'in de ölmeden önce yapılacaklar listesindeydi. Bugün babam bunu bizim için öğrendi. Adının gerçekten Ali çıkması beni çok mutlu ederdi ama elbette bu çok düşük bir ihtimaldi. Adı Kürşat imiş. En azından Neval'le benim olmayan listelerimizde birer tik olmuş oldu.
Krizler fırsata çevirmek için vardırlar, kendiniz için fırsatlar oluşturun. Hoşça bakın zatınıza.
Yorumlar
Yorum Gönder