i know my soul believes
13 Ocak 2020, Çankırı.
Geçen hafta fotoğraf çekimleri için Ankara'ya gittim. Adamlar işi ticarete dökeceğiz diye tuhaf tuhaf paketler yapmışlar. Pek fotoğraf çekimi yaptırmadım yani ben. Zaten çekim falan bahaneydi. Fevkalade güzel zaman geçirdim, tüm sınıf çekim yaparken saatlerce küçücük stüdyoda beklerken. İşin büyüsü bu sanırım, kiminle olduğun.
Aslında anlatılacak oldukça fazla ayrıntısı ve güzelliği olan bir buçuk gündü. Ama oldukça yorgun ve üşengeç hissediyorum bu yüzden yazamayacağım. Çok merak eden olursa arasın anlatayım. Ayrıca günümü ve günlerimi güzelleştiren onlarca güzel insana teşekkür ederim. Daha doğrusu beni bu güzel insanlarla karşılaştırana.
Ankara'dan gelir gelmez girmem gereken bir tyt denemem vardı. Bu yüzden annem beni otogardan alıp okuluna götürdü. Ama gelin görün ki yokmuş! Denemenin olmadığını öğrenince eve gittim. Biraz hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Nedenini bilmiyorum. Eve giderken üzerime inanılmaz bir yorgunluk çöktü. Eve gider gitmez uyudum. Uyandığımda her yerim, tüm kaslarım ağrıyordu. O kadar yorucu bir şey yapmadığımın da gayet farkındaydım. Ne bileyim işte. Bu arada yurtta kaldığım gece evdekileri özlediğimi fark ettim. İyice evci bir insan olup çıktım. Doğrusu yurtta kaldığım o gece daha birçok tuhaf duygu yaşadım. Bana ince bir sızı veren duygular. Yurdu özlemem falan da değil bu duyguların kaynağı. Neyse ne işte, hiç anlatasım yok.
Dün soru çözüm grubunun ilk dersini izledim. Sanırım sandığımdan daha da akılsızım. Bunu söylemek her ne kadar canımı sıksa da doğrusu bu, yapamıyorum. Evet, daha yeni başladım yapamamam çok normal, zamanla olacak falan. Ama o kadar zamanım var mı bilmiyorum. Bu gün, acaba diğer dilciler gibi önceden ders almaya başlayabilseydim diye düşündüm. Neyse işte öyle ya da böyle bu işi beceremeyecekmişim gibi bir his var içimde. Her zamanki gibi. Bu yönümden nefret ediyorum işte.
Anlatacağım güzelim şeylerin suyunu sıkıp sıkıp tatsız tuzsuz posasını pat diye attım buraya. Çirkin oldu ama olsun. Hiç olmamasından iyidir diye yazıyorum zaten. Yoksa hiç canım istememesine rağmen gelip buraya bir şeyler zırvalamanın bir anlamı yok.
but don't you know, we are stronger now
my heart still beats and my skin still feels
my lungs still breathe, my mind still fears
my ears can hear and mouth can speak
my spirit talks, i know my soul believes
Kusura bakma Aurora, güzelim şarkını parça pinçik edip yapıştıverdim.
Geçen hafta fotoğraf çekimleri için Ankara'ya gittim. Adamlar işi ticarete dökeceğiz diye tuhaf tuhaf paketler yapmışlar. Pek fotoğraf çekimi yaptırmadım yani ben. Zaten çekim falan bahaneydi. Fevkalade güzel zaman geçirdim, tüm sınıf çekim yaparken saatlerce küçücük stüdyoda beklerken. İşin büyüsü bu sanırım, kiminle olduğun.
Aslında anlatılacak oldukça fazla ayrıntısı ve güzelliği olan bir buçuk gündü. Ama oldukça yorgun ve üşengeç hissediyorum bu yüzden yazamayacağım. Çok merak eden olursa arasın anlatayım. Ayrıca günümü ve günlerimi güzelleştiren onlarca güzel insana teşekkür ederim. Daha doğrusu beni bu güzel insanlarla karşılaştırana.
Ankara'dan gelir gelmez girmem gereken bir tyt denemem vardı. Bu yüzden annem beni otogardan alıp okuluna götürdü. Ama gelin görün ki yokmuş! Denemenin olmadığını öğrenince eve gittim. Biraz hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Nedenini bilmiyorum. Eve giderken üzerime inanılmaz bir yorgunluk çöktü. Eve gider gitmez uyudum. Uyandığımda her yerim, tüm kaslarım ağrıyordu. O kadar yorucu bir şey yapmadığımın da gayet farkındaydım. Ne bileyim işte. Bu arada yurtta kaldığım gece evdekileri özlediğimi fark ettim. İyice evci bir insan olup çıktım. Doğrusu yurtta kaldığım o gece daha birçok tuhaf duygu yaşadım. Bana ince bir sızı veren duygular. Yurdu özlemem falan da değil bu duyguların kaynağı. Neyse ne işte, hiç anlatasım yok.
Dün soru çözüm grubunun ilk dersini izledim. Sanırım sandığımdan daha da akılsızım. Bunu söylemek her ne kadar canımı sıksa da doğrusu bu, yapamıyorum. Evet, daha yeni başladım yapamamam çok normal, zamanla olacak falan. Ama o kadar zamanım var mı bilmiyorum. Bu gün, acaba diğer dilciler gibi önceden ders almaya başlayabilseydim diye düşündüm. Neyse işte öyle ya da böyle bu işi beceremeyecekmişim gibi bir his var içimde. Her zamanki gibi. Bu yönümden nefret ediyorum işte.
Anlatacağım güzelim şeylerin suyunu sıkıp sıkıp tatsız tuzsuz posasını pat diye attım buraya. Çirkin oldu ama olsun. Hiç olmamasından iyidir diye yazıyorum zaten. Yoksa hiç canım istememesine rağmen gelip buraya bir şeyler zırvalamanın bir anlamı yok.
but don't you know, we are stronger now
my heart still beats and my skin still feels
my lungs still breathe, my mind still fears
my ears can hear and mouth can speak
my spirit talks, i know my soul believes
Kusura bakma Aurora, güzelim şarkını parça pinçik edip yapıştıverdim.
eski senle rastlaşmak güzel ve başaramayacağını fısıldayan o hain his esasında bir şeyleri başardığını bilen yanını kemirmek adına içinde türemiş bir kurt. sakın ona kanma. ateşini kaybetme bike!
YanıtlaSilminnak bir not: hep ünlem işareti koymak istemişimdir.