welcome to the worlds of fire

30 Ocak 2020, Çankırı

Dün Vagabond'u bitirdik. Üzgünüz. Çünkü bitmedi! Böyle bitemez yani! Sanırım ikinci sezonu çıkacakmış ama kesin değil. Ama çıkacaktır bence çünkü dün izlediğim şey asla final olamaz. Olsa olsa sezon finalidir o! İkinci sezon çıkacak olmasa böyle bir final yapmazlardı, böyle finaller pek yapmazlar Koreli senaristler. Tecrübelerime dayanarak söylüyorum bunu. İzlediğim en orijinal finallerden biri Moon Lovers'ınkiydi mesela. Kore dizilerinin en iyileri bile sonlara yaklaştıkça tahmin edilebilir olmaya başlıyor. Ki sonunun ne zaman olduğu da en başından biliniyor. Sonsuz bölümlü ve seyirciye göre şekil alan Türk dizilerinin aksine. Romantik komediler zaten belli başlı Kore dizisi sahneleriyle ve klişeleriyle dolu olup kurgusu bakımından da tamamen beklendik oluyor. Tabi ki hepsi böyle değil, harika romantik komediler de izledim açıkçası. Aksiyon dizilerindeyse sondan ikinci bölümde tüm düğümler çözülüyor ve baş karakterler arasındaki romantik sahnelere sıra geliyor. Çünkü halk bunu istiyor sanırım. Neyse. Dün final bölümüne gelmişiz, bölümü yarılamışız hatta ve kafamızda bir dolu soru işareti. En büyüğü de şu: Eee sonra?!

Dizinin kurgusu gerçekten iyiydi ve izleyiciyi şaşırtmayı hep başardı, en azından beni. Karakterler de bence gayet başarılıydı. Tipleme değil, özelleştirilmiş karakterlerdi ve ben buna çok önem veriyorum. Sadece bir dublör olmasına rağmen kafasını ve  dövüş yeteneklerini şaşırtıcı biçimde iyi kullanarak gerçeklerin peşini asla bırakmayan Ça Dal Gon, gerçekleri bulmak için çırpındıkça üsleri tarafından üslerinin üsleri tarafından ve üslerinin üslerinin üsleri tarafından durdurulmaya çalışılmasına rağmen yılmadan elinden gelenin ötesi için çabalayan Go He Ri, pek beklemediğim zekası ve dövüşleriyle Gang Cu Çol, soğukkanlılığı ve profesyonelliğiyle Gi Te Ung, çılgın Busan şivesi ve harika ajan yetenekleriyle Kong Hva Suk, foyası son bölüme kadar ortaya çıkmayan Edward, keskin zekası ve şerefsizliğiyle Jessica, manyak katil Lilly, tam pislik olan Min Ce Şik, korkak NIS başkanı An, keş yardımcı pilot Kim U Gi, açgözlü karısı O Sang Mi, ölmeyip ölmeyip bir yerlerden çıkan Jerome, Lilly'yle iyi bir ikili olduklarını düşündüğüm Kuzey Koreli katil Kim Do Su, deli dahil tavukçu hacker Gye Cang Su, şerefsiz başbakan Hong Sun Co, yine şerefsiz cumhur başkanı Cong Guk Pyo, yine ve yine şerefsiz kıdemli sekreter Yun Han Gi, acayip havalı ama yine şerefsiz ve Edward'ın sekreteri olan Miki, nadir iyi NIS ajanlarından Se Hun ve diğerleri... Karakterlerin hepsi de iyiydi ve oyuncular da hakkını vererek oynadı bence.

Dizi boyunca kimin iyi kimin kötü olduğuna karar vermek çok zordu hatta imkansızdı. Çünkü kimse iyi değildi desem yeridir. Dizi boyunca iyi ve kötünün çatışmasını izledik, gerçeklerin ve yalanların, güçsüzün ve güçlünün ve daha da güçlünün. Doğrusu izlediğim aksiyon dizilerinde aptal yerine konduğumu hissettiğim çok olmuştur ama Vagabond'da böyle bir şey olduğunu söyleyemem. Olaylar hızlı aktı ve merak ögesiyle süründüre süründüre kendini izleten dizilerin aksine merak unsurları hızlı çözüldü. Tabi biri çözüldükçe diğeri çıktı ve o çözüldükçe de bir başkası. En nihayetinde hepsi çözüldü demek isterdim ama çözülmedi. Ne olacak bu işin sonu!?

Gücü ellerinde tutan ve hükmedenler pislik. Her yer pislik dolu ve pis bir düzenin içindeyiz. Gerçekleri açığa çıkarmak imkansız. Onlarla mücadele etmek imkansız. Buna kalkıştığın an etkisiz hale getirilmen işten bile değil. Oyunu onların kurallarıyla oynamaya kalksan onlardan bir farkın kalmayacak. Ya temiz oynayayım diye ölüvereceksin ya onlardan biri olacaksın ya da susup oturacaksın. Her şeye göz yumup boyun eğeceksin. Tabi buna sabretmek diyenler de var ve onlardan biri de benim. On sekiz derece dövüş bilmediğime ve milli istihbarat teşkilatının falan da başında olmadığıma göre mücadele zor biraz. Hele de boşa gidecekse.

Neyse işte bekleyip göreceğiz neler olacak ya da olacak mı. Ama ikincisi sezonun çekileceğinden neredeyse eminim. Şuraya da dizinin en çok beğendiğim ost'sini (orijinal sound track) bırakıyorum. Bence Vagabond'u çok iyi yansıtıyor ve insanı acayip gaza getiriyor.

Welcome to the black yard!

Sonra da bu gazla ne yapacağını bilemeyen insan öylece kalakalıyor.



Yorumlar

Popüler Yayınlar