başlık bulamadım, sekiz mart işte
8 Mart 2020, Çankırı.
Günlerimin nasıl geçtiğini pek bilmiyorum. İyi gibi. Gününü doldurduğundan emin ol dedi. Emin değilim aslında. Ama çok boş geçmediğini sanıyorum. Umarım yanılmıyorumdur.
Üç gün kadar önce, geçen sene bir komşunun verdiği bir saksı fesleğenin güzün kuruyunca topladığım tohumlarını ektim. Çıkıp çıkmayacağı hakkında pek bir fikrim yok. Şimdiye kadar ektiğim tohumlardan hiç çıkan olmadı. Ama kim bilir, belki bu defa çıkar. Artık çıkmazsa da kendi tercihi, ben ektim.
Resim yapmaya çalışıyorum. Doğrusu bu konuda pek yetenekli olduğum söylenemez. Tuvalin başına geçtiğimde ve boyaları tuvale sürmeye başladığımda acayip geriliyorum. Aslında rahatlatıcı bir aktivite olması gerekiyor sanırım. Ama bir şeyleri mahvetme ihtimalim beni geriyor ve tadını çıkarmama engel oluyor. Beni memnun eden bir sonuç almadığımda yaptığım işten zevk falan almıyorum. Hatta kimi zaman hüsrana uğrayıp mutsuz olduğumu bile söyleyebilirim. Nina her seferinde, mükemmel olması gerekmediğini söylüyor ama ben en azında hoş olmasını istiyorum.
Kaç dakikadır ekrana bakıp duruyorum. Sanırım anlatacağım bir şey yok. Bulamadım yani ben.
Şarkı önerisine gelirsek, ben son günlerde rahatlatıcı şeyler dinlemeyi tercih ediyorum. Smyang Piano'nun kanalındaki herhangi bir şeyi önerebilirim. Ya da bu muhteşem ghibli çello koleksiyonunu.
Ya da herhangi bir Joe Hisaishi yapıtını.
Yorumlar
Yorum Gönder