çalışmaya çalışmak?
26 Aralık 2019, Çankırı.
Yıl bitiyor ve bu bana diğer yılların aksine korkunç bir hüzün vermiyor. Bunun acayip sığ bir sebebi var ki o da benim dokuz rakamını yazarken çok zorlanmam. 2020'nin gelişi benim için kolay yazılan tarih demek, harika. Şaka bir yana 2019 epey dolu sayılabilecek bir yıldı. Çok daha dolu yıllarım olmasını dilerim ama fena değildi işte. Ani kararlarla, inişler ve çıkışlarla, gülüşlerle ve hiç de gülmeyişlerle, korkularla, kaygılarla, kararsızlıklarla, minnettarlıklarla, büyüyüşlerle dolu bir yıldı. Kalabalıklar içinde, kendimle baş başa, düşe kalka hatta yuvarlana yuvarlana bitti bu sene de. Kendi içimdeki kendi engellerimi aşmaya çalıştığım, asla yüzde yüz aşamayacağımı ama yüzde doksan dokuzun da fena bir oran olmadığını fark ettiğim bir sene. Bu sene içinde yaşamımda bir izi olan herkese teşekkür ederim. Herkes büyütüyor işte herkesi. Ama en çok da hayran kaldığım olgunluğu, akıl almaz fikirleri ve tüm harikalığıyla yılımı diğer yıllardan farklı kılan kişiye teşekkür ederim.
Bu yıl sonu değerlendirmesi işini daha da uzatıp yavanlaştırmadan geçiyorum.
Well I've done wrong, well I've done right, that's clear
Maybe I'll get better, maybe I'll be different, next year
Babamla stadyum yürüyüşlerimiz tüm istikrarıyla devam ediyor! Başladığımızdan beri sadece bir hafta geçtiğini elbette ifşa etmeyeceğim. Stadyumda yürüyüp yürüyüp "koşabiliyorken koş" pankartını görebildiğimiz kısmına gelince koşmaya başlıyor, ben diyeyim seksen sen de yüz metre sonra koşamaz hale geldiğimiz için yürümeye devam ediyoruz.
Birkaç hafta önce etkinlik olsun diye üç tane tuval aldım. Neval, babam ve bana. Hep birlikte başlayalım diye niyetlendik, araya sürekli bir şeyler girdi. Birçoğu Neval'in meşguliyetiydi tabii. En sonunda başladık. Birkaç gün içinde bitti. Yani babamla benimki bitti. Neval biraz daha ince eleyip sık dokuyanlardan. Daha zemini attı kendileri. Ama zemin de zemin ha. Güzel bir şey olacak galiba. Ben de kozmos çiçekleri çizmeye karar verdim ve çizdim. Sonra da inanılmaz yaratıcı bir isim verdim tabloma. "Kozmos Çiçekleri". Bu çiçekler bana aslında Kim Chang Wan'ın olup sonradan IU tarafından söylenerek popüler olan "Meaning of you" adlı harika şarkıyı ve sevgili IU'nun fevkalade sesini hatırlatıyor. Güzel çiçekler, güzel şarkı ve güzel IU.
Babam bir yerden tuhaf bir desen çalışması bulmuş ve onu yapmaya karar vermiş. Pek matah bir şey olmadı, ne yalan söyleyeyim. Ama ilk kez tuval üzerinde çalışmasına veriyorum çünkü normalde epey yeteneklilerdir kendileri. Bir sonraki resim çalışmasını tüm aile yapmayı düşünüyoruz. O zamana kadar ne çizeceğime karar vermem lazım.
Bugün annemin çalıştığı okulda deneme sınavı vardı. Hafta sonundaki Özdebir sınavında olduğu gibi üşümekten sınava odaklanamama durumu tekrar etmesin diye lahana gibi kat kat giyindikten sonra sınava gittim. Sanırım şimdiye kadar karşılaştığım en illet Türkçe testiydi. Asla bitmek bilmedi ve süremi ruh emici gibi emdi. Bittiğinde de kafam davul gibiydi zaten. Sonrası da karaya düşmüş balık misali çırpınışlar. Öyle işte. Ama bir şeyi başardım, üşümedim. Üşümeyecek şekilde giyinebildiğim için kendimle gurur duyuyorum.
Dün tyt'ye (hak ettiğinden fazla hürmet gördüğünü ve büyüklendiğini düşündüğüm için bir aşağılama belirtisi olarak küçük harfle yazdım) çalışmaya başlamak adına bir adım olsun diye fiziğe bakmaya karar verdim. Kitapları ve çalışma notlarımı elime aldığımda ilk fark ettiğim şey önceden çalıştığım her şeyi unutmuş olduğum oldu. Sonra da gelsin göz yaşları. Şaka yapmıyor ya da mübalağa etmiyorum, inanmayan babama sorsun, bir elimde mendil ağlayarak elektrik devrelerine çalıştım. Çalıştım demek çok iddialı oldu, çalışmaya çalıştım diyerek düzelteyim. Çalışmaya çalıştım.
Yarın gündüz elektrikler kesik olacakmış. Babamla il halk kütüphanesine gidelim diye konuştuk ama nasıl olacak bilemedim şimdi. Çocuklar öğle yemeğine geleceği için bizim de erken dönmemiz gerekebilir. Bilemedim. Neyse işte kütüphaneye gidebiliriz ve güzel olur yani. Biraz da orada ağlayarak çalışmaya çalışırım.
Yıl bitiyor ve bu bana diğer yılların aksine korkunç bir hüzün vermiyor. Bunun acayip sığ bir sebebi var ki o da benim dokuz rakamını yazarken çok zorlanmam. 2020'nin gelişi benim için kolay yazılan tarih demek, harika. Şaka bir yana 2019 epey dolu sayılabilecek bir yıldı. Çok daha dolu yıllarım olmasını dilerim ama fena değildi işte. Ani kararlarla, inişler ve çıkışlarla, gülüşlerle ve hiç de gülmeyişlerle, korkularla, kaygılarla, kararsızlıklarla, minnettarlıklarla, büyüyüşlerle dolu bir yıldı. Kalabalıklar içinde, kendimle baş başa, düşe kalka hatta yuvarlana yuvarlana bitti bu sene de. Kendi içimdeki kendi engellerimi aşmaya çalıştığım, asla yüzde yüz aşamayacağımı ama yüzde doksan dokuzun da fena bir oran olmadığını fark ettiğim bir sene. Bu sene içinde yaşamımda bir izi olan herkese teşekkür ederim. Herkes büyütüyor işte herkesi. Ama en çok da hayran kaldığım olgunluğu, akıl almaz fikirleri ve tüm harikalığıyla yılımı diğer yıllardan farklı kılan kişiye teşekkür ederim.
Bu yıl sonu değerlendirmesi işini daha da uzatıp yavanlaştırmadan geçiyorum.
Well I've done wrong, well I've done right, that's clear
Maybe I'll get better, maybe I'll be different, next year
Babamla stadyum yürüyüşlerimiz tüm istikrarıyla devam ediyor! Başladığımızdan beri sadece bir hafta geçtiğini elbette ifşa etmeyeceğim. Stadyumda yürüyüp yürüyüp "koşabiliyorken koş" pankartını görebildiğimiz kısmına gelince koşmaya başlıyor, ben diyeyim seksen sen de yüz metre sonra koşamaz hale geldiğimiz için yürümeye devam ediyoruz.
Birkaç hafta önce etkinlik olsun diye üç tane tuval aldım. Neval, babam ve bana. Hep birlikte başlayalım diye niyetlendik, araya sürekli bir şeyler girdi. Birçoğu Neval'in meşguliyetiydi tabii. En sonunda başladık. Birkaç gün içinde bitti. Yani babamla benimki bitti. Neval biraz daha ince eleyip sık dokuyanlardan. Daha zemini attı kendileri. Ama zemin de zemin ha. Güzel bir şey olacak galiba. Ben de kozmos çiçekleri çizmeye karar verdim ve çizdim. Sonra da inanılmaz yaratıcı bir isim verdim tabloma. "Kozmos Çiçekleri". Bu çiçekler bana aslında Kim Chang Wan'ın olup sonradan IU tarafından söylenerek popüler olan "Meaning of you" adlı harika şarkıyı ve sevgili IU'nun fevkalade sesini hatırlatıyor. Güzel çiçekler, güzel şarkı ve güzel IU.
Babam bir yerden tuhaf bir desen çalışması bulmuş ve onu yapmaya karar vermiş. Pek matah bir şey olmadı, ne yalan söyleyeyim. Ama ilk kez tuval üzerinde çalışmasına veriyorum çünkü normalde epey yeteneklilerdir kendileri. Bir sonraki resim çalışmasını tüm aile yapmayı düşünüyoruz. O zamana kadar ne çizeceğime karar vermem lazım.
Bugün annemin çalıştığı okulda deneme sınavı vardı. Hafta sonundaki Özdebir sınavında olduğu gibi üşümekten sınava odaklanamama durumu tekrar etmesin diye lahana gibi kat kat giyindikten sonra sınava gittim. Sanırım şimdiye kadar karşılaştığım en illet Türkçe testiydi. Asla bitmek bilmedi ve süremi ruh emici gibi emdi. Bittiğinde de kafam davul gibiydi zaten. Sonrası da karaya düşmüş balık misali çırpınışlar. Öyle işte. Ama bir şeyi başardım, üşümedim. Üşümeyecek şekilde giyinebildiğim için kendimle gurur duyuyorum.
Dün tyt'ye (hak ettiğinden fazla hürmet gördüğünü ve büyüklendiğini düşündüğüm için bir aşağılama belirtisi olarak küçük harfle yazdım) çalışmaya başlamak adına bir adım olsun diye fiziğe bakmaya karar verdim. Kitapları ve çalışma notlarımı elime aldığımda ilk fark ettiğim şey önceden çalıştığım her şeyi unutmuş olduğum oldu. Sonra da gelsin göz yaşları. Şaka yapmıyor ya da mübalağa etmiyorum, inanmayan babama sorsun, bir elimde mendil ağlayarak elektrik devrelerine çalıştım. Çalıştım demek çok iddialı oldu, çalışmaya çalıştım diyerek düzelteyim. Çalışmaya çalıştım.
Yarın gündüz elektrikler kesik olacakmış. Babamla il halk kütüphanesine gidelim diye konuştuk ama nasıl olacak bilemedim şimdi. Çocuklar öğle yemeğine geleceği için bizim de erken dönmemiz gerekebilir. Bilemedim. Neyse işte kütüphaneye gidebiliriz ve güzel olur yani. Biraz da orada ağlayarak çalışmaya çalışırım.
Yorumlar
Yorum Gönder